loading
Ortopedik Rehabilitasyonda Pertürbasyon

Rehabilitasyon, hasta yönetimi ve proprioseptif eğitime verilen önemin artmasıyla gelişmeye devam etmektedir. Propriosepsiyon, eklem hareketi (kinestezi) ve eklem pozisyonu hissini kapsayan duyusal dokunma modalitesinin özel bir varyasyonu olarak tanımlanabilir. Çok sayıda araştırmacı, beyin ve omurilik yollarına afferent geri bildirimin deri, eklem ve kas mekano reseptörleri tarafından aracılık edildiğini gözlemlemiştir. Rehabilitasyon programında bağ yaralanması, cerrahi müdahale ve proprioseptif aracılı aktivitelerin etkilerinin incelenmesi, motor kontrolden sorumlu bu sistemin karmaşıklığının anlaşılmasını sağlar. Bu nöromüsküler geri besleme mekanizmasının yaralanma ve anormallikler ile kesintiye uğradığı cerrahi müdahale ve rehabilitasyon sonrası restorasyona yaklaştığı görülmektedir. Rehabilitasyon programları, spinal refleksler, bilişsel programlama ve beyin sapı aktivitesi olarak üç motor kontrol seviyesine de hitap eden proprioseptif bir bileşen içerecek şekilde tasarlanmalıdır. Dinamik eklem ve fonksiyonel stabiliteyi desteklemek için böyle bir program şiddetle tavsiye edilir. Şimdiye kadar, propriosepsiyonun temel bilim ve klinik uygulamasına ilişkin mevcut bilgiler, spor hekimliği mesleğini nihai amacı olan işlevi geri kazanmaya bir adım daha yaklaştırmıştır. Lateral ayak bileği burkulmaları (LAS), atletizm ve günlük aktivitede sık görülen yaralanmalardır. Çoğu konservatif tedavi ile çözülse bile diğerleri hem bağ gevşekliği gibi mekanik hem de nöromüsküler bozukluğunda eşlik ettiği işlevsel olanlar kalıcı ağrı, güçsüzlük ve dengesizlikle ilişkili olarak kronik ayak bileği instabilitesine (AI) dönüşebilir. AI’daki baskın teori, yaralanmadan kaynaklanan kapalı döngü (geri bildirim/refleksif) nöromüsküler kontrolü etkileyen, eklem duyusunun algılanmamasıdır ancak son araştırmalar bu teoriyi sorgulamıştır. AI gelişiminin arkasındaki nöromüsküler mekanizmalar hakkında çok az şey bilinmektedir. Mevcut araştırmalara ve makul spekülasyonlara dayanarak, dinamik eklem stabilitesinin korunması için açık döngülü (ileri beslemeli/beklenen) nöromüsküler kontrolün, öncelikle propriosepsiyona dayanan kapalı döngü kontrol sistemlerinden daha önemli olabileceği görülmektedir. Bu nedenle, hasta rehabilitasyon şemalarına pertürbasyon aktivitelerinin dahil edilmesi, bu açık döngü kontrol mekanizmalarını geliştirmede fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Sporcularda ön çapraz bağ yaralanmalarında cerrahi sonrası quadriceps kasında güçsüzlük, asimetrik hareket paternleri ve diz fonksiyonunda azalma görülmektedir. Yapılan pertürbasyon çalışmaları ile ekstremite simetrisi ve diz fonksiyonlarının arttırılması ve böylece ikinci bir ön çapraz bağ yaralanması riskinin azaltılması hedeflenmektedir. Yapılan çalışmalarda cerrahi öncesi rehabilitasyonda kuvvetlendirme egzersizlerine ilave olarak pertürbasyon egzersizlerinin de eklenmesinin cerrahi sonrası yalnızca kuvvetlendirme çalışmaları yapmış gruba göre yürüme sırasında daha iyi diz simetrisinin, dinamik stabilizasyonun sağlanmasına, normal hareket paternlerinin geri kazanımına ve dizin fonksiyonel performansının gelişimini sağladığı görülmüştür. Akut, tek taraflı ACL rüptürü olan kişilere 10 seanslık pertürbasyon eğitimi uygulanıp hareket analizi ve elektromiyografik veriler, pertürbasyon eğitiminden önce ve sonra hareketli bir platformda yürürken toplanmıştır. Eğitimden önce, hastalar yaralanma olmayan deneklere göre daha yüksek ko-kontraksiyon indekslerine ve daha düşük pik diz fleksiyon açılarına sahipken eğitim sonrası, duruş sırasında ko-kontraksiyon indekslerinde azalma ve artmış diz fleksiyon açıları ile hareket kalıpları, yaralanması olmayan deneklerinkine daha çok benzerlik göstermiştir. Fiziksel olarak aktif bireylerde ameliyatsız ön çapraz bağ rehabilitasyon programlarında pertürbasyon eğitiminin yüksek seviyeli fiziksel aktiviteye geri dönmeye yardımcı olduğu, atletik katılım sırasında sürekli diz çökme atakları riskini azalttığı ve fonksiyonel kapasiteyi daha uzun süre ile korunabilmesine yardımcı olduğu görülmüştür. Elit kayak atlayıcılarında beklenmedik yüzey pertürbasyonlarının üstün denge performansına, agonist- antagonist proksimal postüral kas gruplarında daha fazla resiprokal kasılmalara ve otomatik postüral tepkiler sırasında distal postüral kaslarda kontrol bireylere göre daha fazla birlikte kasılma örüntülerini sağladığı görülmüştür. Bu da pertürbasyon uygulamasının efektif denge gerektiren sporlarda ve rehabilitasyonda faydalı olacağının farklı bir göstergesidir. İnsan koşusu sırasında da beklenmeyen bir zamanda uygulanan mekanik pertürbasyon karşısında tedirginlik yaşanıp sonrasında koşuya devam edildiği gözlemlenmiştir. Önemli bir nokta pertürbasyon sonrası deneklerin tökezlemeyi önlemek ve koşunun aynı hızda devam etmesi için diğer adım parametrelerini ayarlayarak adım uzunluğunu ve adım süresini mümkün olduğunca sabit tutmaya çalışmalarıdır.